Metalar, bir yararlılığı olan ve bireysel
ya da toplumsal bir ihtiyacı gideren ürünler olarak, değişim amacıyla
üretilirler. Bunun anlamı şudur ki; bir emek ürünü olarak her meta, satılmak
üzere üretilir ve tüketicisinin eline değişim sürecinden geçerek ulaşır.
Meta, her şeyden önce bizim
dışımızda var olan ve bir gereksinimi gideren yararlı bir üründür. Bu
gereksinim, ister fiziksel isterse zihinsel olsun, özünde bir fark yaratmaz.
Palto soğuktan korur, ekmek açlığı giderir, duvarda asılı bir tablo ise estetik
ya da ruhsal bir doyum sağlar. Yani farklı gereksinimleri giderir. “Bu
gereksinmelerin niteliği, örneğin ister mideden, ister hayalden çıkmış olsun,
bir şey değiştirmez.” (1) Dolayısıyla meta, insanın farklı niteliklerdeki
gereksinimlerini gideren bir şeydir.
Gereksinimler, insan için
yaşamsal zorunluluklarını giderebilecek ürünler olabileceği gibi, bireye ruhsal
doyum sağlayan ürünler de olabilir. Nitelik olarak farklı olmalarına karşın,
her ikisi de bir ihtiyacın giderilmesini sağlar. Bu nedenle gereksinmeleri
gideren her şey, onu kullanan için yararlıdır.
Bir ürünün yararlılığı, o ürüne
kullanım değeri özelliği kazandırır. Bu nedenle bir ürün, bir gereksinime
karşılık geldiği ölçüde kullanım değerine sahiptir. Meta, kullanım değeri özelliği
olan bir ürün olarak var olur. Ama kullanım değeri, metada ölü bir özellik
olarak vardır ve meta, gereksinim gidermek için kullanılmadığı ölçüde kullanım
değeri açığa çıkmaz. Kullanım değerinin açığa çıkması için meta kullanılmak
üzere, ona ihtiyacı olanın eline geçmesi gerekir. Bu da, metanın değişimden
geçmesiyle olanaklı hale gelir.
Değişim değeri, metanın bir başka
özelliğidir ve “metaların birbirleriyle gerçek ilişkisi, onların değişim
sürecidir.”(2) Meta olarak üretilen her ürün, bir başkası için üretilmiştir. Meta
olarak üretilen her ürün, üreticinin kendisi için değil, başkaları için
üretilir. Değişim alanından geçerek, ihtiyaç sahibine ulaşır ve gereksinim
giderir.
Bir meta değişimden geçmeden, onda
bulunan kullanım değeri gerçekleşemez. Başka bir deyişle, kullanım değerinin
açığa çıkması için önce değişimden geçmesi gerekir. Ancak her üretilen ürün,
değişim ilişkisine girmez; zaten o, değişim için de üretilmemiştir. Örneğin, bahçesinde
domates yetiştiren bir aile, ürettiği domatesi ailenin ihtiyacı için
kullandığında meta üretmiş olmaz. Çünkü bu üretim, başkaları için değil, ailenin
doğrudan kendi tüketimi için üretilmiştir. Pazar için üretilmemiştir.
Bu nedenle, kendi tüketimi için
üretim yapan küçük üreticiler, meta üretmezler. Ürettikleri ürün, kullanım
değerine sahip olsa da, değişim sürecine girmedikleri için değişim değeri
kazanmaz ve meta niteliği taşımazlar. Zira yalnızca kullanım değerine sahip
olmak, bir nesneyi meta yapmaz. Bir emek ürününün meta olabilmesi için, toplumun
diğer üyelerinin gereksinimlerini karşılamak için üretilmiş olmaları gerekir. Başka
bir deyişle, üretilmiş bir ürünün meta olabilmesi için, hem bir gereksinimi giderebilen
kullanım değerine sahip olması; hem de, değişim amacıyla başkasının gereksinimi
için pazar sunulması gerekir. Dolayısıyla meta, kullanım değeri taşıyan ve
değişim için üretilmiş bir üründür. Metalar, bir gereksinimi gidermeleriyle
kullanım değerine, başka metalarla değişilebilir olmalarıyla da değişim
değerine sahiptir.
Değişim değerini bir soruyla
açalım.
Metaları karşı karşıya geldiklerinde
onları, değişilir kılan şey nedir? Şu kadar buğdayla bu kadar ayakkabıyı
eşitleyen ve onları eş değerli olarak değişilebilir kılan bir şey olmalıdır. Metaları
değişilebilir kılan kullanım değerleri olamaz. Çünkü kullanım değerleri çok
çeşitlidir, farklı fiziksel kimyasal özelliklere sahiptirler ve farklı türden
gereksinmeleri giderirler. Eğer ayakkabıyla buğday, buğdayla tütün, tütünle ceket
değiştirilebiliyorsa; o zaman, bu metaları değişilebilir kılan ortak öz
olmalıdır ve bu öz, metanın niceliğini ifade etmelidir. Zira değişilir olmak için,
belirli miktarda eşitlenmek gerekir.
Eğer metalar, kullanım değeri
özelliğiyle eşitlenemiyorsa, kullanım değerlerini ortadan kaldıralım. Kullanım
değerleri ortadan kaldırıldığında, geriye, yalnızca üretilmiş olmaları; yani bir
emek ürünü olmaları kalır. Kullanım değerlerinden soyulan metalar, artık sadece
bir emek ürünü olarak görünürler. Farklı kullanım değerine sahip metalar (ayakkabı,
altın, buğday, ceket vb), artık kullanım değeri olma niteliklerini yitirirler.
Bundan böyle onlar, soyut insan emeği içerirler. Dolayısıyla, onları birbirleriyle
eşitleyen ve değişilebilir şey, onların belirli miktarda soyut emek
içermeleridir. İşte metaları, değişilebilir kılan şey bu insan emeğidir.
Emek, bütün metaları birbiriyle
karşılaştırılabilir kılar ve onların değişim oranlarını belirler. Metalar, pazarda
karşı karşıya geldiklerinde; onları eşitleyen şey, içlerindeki maddeleşmiş olan
emektir. Değişimi gerçekleştiren bireyler, farkında olsun ya da olmasın
metalarda somutlanan emeği eşitlerler, değiştirirler. Herhangi bir metada
somutlanan emek, o matanın diğer metalarla hangi oranda değişileceğini belirleyen
değeri oluşturur. Varsayalım bir çiftçi, 20 kilo buğdayı 4 saatlik çalışmayla,
bir ayakkabı ustası da bir çift ayakkabıyı 4 saatlik bir çalışmayla üretmiş
olsun. Bu durumda her iki metada da, eşit miktarda toplumsal emek zaman
maddeleşmiştir. “Hepsinde ortak olan bu toplumsal özün kristalleri olarak
bakıldığında, bunlar - Değerdir.”(3) Bu nedenle metalar, pazarda eşit değerler
olarak karşı karşıya gelirler.
Değer, kendisini değişim sürecinde;
değişim değeri olarak ortaya koyar ve bütün metalarda bulunan ortak özdür. Bir
metada maddeleşen emek zaman, o metanın diğer metalarla hangi oranda
değişileceğini ortaya koyar. Yani metanın değerini belirler. Bu değer, metalar birbirleriyle
değişime girdiğinde değişim değeri biçiminde görünür. Örneğimizdeki metalar, 4
saatlik emek zamanda üretilmiştir. Bu nedenle pazarda eşitler olarak karşı karşıya
gelirler. Onları eşitleyen şey, onlara harcanan emek zamandır ve emek zamanın
aynılığıdır, eşitliğidir. Metalar, pazarda karşı karşıya geldiklerinde içerdikleri
emek zaman eşit olduğu ölçüde eş değerler olarak değişilirler. İçerdikleri emek
zaman aynı, dolayısıyla değerleri aynı; o halde değişilebilirler.
Kapitalist toplumda üretim süreci,
aynı zamanda bir değer yaratma sürecidir de. Üretim sürecinde “işçi çalışırken,
emeği devamlı dönüşüm içindedir; hareket olmaktan çıkar, hareketsiz bir eşya
halini alır; işçinin çalışması olmaktan çıkar, üretilen bir şey halini alır.”(4)
Örneğimizde, 4 saatlik çalışmanın sonunda bu hareket, bir çift ayakkabıda, ya
da 20 kilo buğdayda temsil edilir. Yani 4 saatlik emek, bir çift ayakkabıda ya
da 20 kilo buğday içinde somutlanmış olur. İşçi 4 saat boyunca üretim sürecinde
emek gücü harcarken emeği metalarda maddeleşir.
Kapitalist üretim biçiminden söz
ettiğimize göre, işçinin emek gücün de meta olduğunu vurgulayalım. İşçinin emek
gücü de, alınıp satılabilen ve dolayısıyla, bir değişim değeri (değeri) olan bir
metadır. Emek pazarında, ücret biçimindeki geçim ürünleriyle eşdeğerli değişim
ilişkisine girer.
Kaynaklar
1. Karl Marx, Kapital 1, Sayfa 49, 1. Baskı, Sol Yayınlar
2. Karl Marx, EPEG, Sayfa 60, 7. Baskı,
Sol Yayınları
3. Karl Marx, Kapital 1, Sayfa 52, 1.
Baskı, Sol Yayınları
4. Karl Marx, Kapital 1, Sayfa 205, 1. Baskı, Sol Yayınları

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder