“Emeğin payı”, ilk bakışta uygun ve açıklayıcı bir söylem
gibi görünür. Sanki toplumda, gönüllülük temelinde birlikte üretilen bir toplam
değer vardır. Bu değer, işçilerle kapitalistler ve toplumun diğer kesimleri
arasında bölüşülmektedir. Bu bölüşüm ilişkisi içerisinde de, işçinin aldığı pay
giderek azalırken, kapitalistin aldığı pay ise giderek artmaktadır. Bu minvalde
bölüşüm ilişkileri üzerinden kurulan yaklaşım; işçinin yaşam koşullarının
kötüleşmesi sorununun özünü gölgede bırakmaktadır. Oysa sorunun özü, yaratılan
değerin nasıl bölüşüldüğünden ziyade, bu değerin hangi toplumsal ilişkiler çerçevesinde
üretildiğidir.





.jpg)



