“Burjuva toplumun
görünüşünde, işçinin ücreti, emeğinin fiyatı olarak, belli miktarda emek için
ödenen belli miktarda para olarak görünür.” (1)
Görünen, gerçeğe ulaşmada
yalnızca bir veridir. Görünenden gerçekliğe uzanan meşakkatli bir yol vardır.
Bu yol izlenmediğinde, gerçekliğe ulaşmak bir yana, onun örtülmüş ve tersyüz
edilmiş biçimi içerisinde düşünmeye başlarız.
Emek sermaye ilişkisinde,
“emeğin fiyatı”, “emeğin değeri” gibi kavramlar; bu görünüşün ifadeleridir. Bu kavramlarla
düşünmek, emeği doğrudan meta olarak kavramaya yol açar. Hem gündelik dilde,
hem de mücadele pratiklerinde yaygınlaşan yanılsamaları söylemlerin zeminini
oluşturur.
“Ucuz emek”, ucuz emek cehennemi”, Emek en
yüce değerdir.”, Emeğimizin karşılığını istiyoruz, alacağız.” Gibi ifadeler, üretim
ilişkilerinin kendisinden doğan ve bu ilişkilerin, görünüşünü yansıtan
söylemlerdir. Bu söylemler, emek mücadelesindeki sendikalardan, emeğe ilişkin
sözü olan siyasete kadar geniş bir alanda yeniden üretiliyor. Bilincinde
olunsun ya da olunmasın, görünüşü ifade eden bu söylemler kullanıldıkça, gerçeği
gizleyen bir örtü olarak yeniden üretilir.
