“Burjuva toplumun
görünüşünde, işçinin ücreti, emeğinin fiyatı olarak, belli miktarda emek için
ödenen belli miktarda para olarak görünür.” [1]
Görünen, gerçeğe ulaşmada
yalnızca bir veridir. Görünenden gerçekliğe uzanan meşakkatli bir yol vardır.
Bu yol izlenmediğinde, gerçekliğe ulaşmak bir yana, onun örtülmüş ve tersyüz
edilmiş biçimi içerisinde düşünmeye başlarız.
Emek sermaye
ilişkisinde, “emeğin fiyatı”, “emeğin değeri” gibi kavramlar; bu görünüşün
ifadeleridir. Bu kavramlarla düşünmek, emeği doğrudan meta olarak kavramaya yol
açar. Hem gündelik dilde, hem de mücadele pratiklerinde yaygınlaşan yanılsamalı
söylemlerin zeminini oluşturur.
