Bu topluluklarda çocuk, topluluğun yeniden üretimine doğrudan
katılarak öğreniyordu. Avcılık, toplayıcılık ve topluluğun gelişmesine koşut
basit tarım işlerinde; yaşlarına ve gelişimlerine uygun görevler üstleniyorlardı.
Bilgi ve beceri doğrudan deneyimle kazanılırdı; çünkü topluluk yaşamının
kendisi eğitimin bir parçasıydı. Bu anlamıyla, iş ve eğitim iç içeydi ve
aralarında doğal bir birlik vardı. Çocuklar, bu doğallık içerisinde taklit,
gözlem ve bizzat katılım yoluyla öğreniyordu. Bu erken tarihsel dönemde, çocuğun
işe katılımı; sadece ekonomik bir faaliyet değil, topluluk yaşamına katılmanın
ve öğrenmenin temel yollarından biriydi.
Bu dönemde üretim araçları henüz sınırlı düzeydeydi. Bu
nedenle üretim, topluluğun ortak yaşamını sürdürmeye yetecek sınırlılıkta
gerçekleşiyordu. Ancak tarihsel süreç içerisinde, üretim araçları gelişti; topluluğun
ihtiyacından fazla ürün ortaya çıkmaya başladı. Topluluğun ihtiyacından fazla
ürünün oluşması, özel mülkiyetin temelini oluşturdu. Bu durum aynı zamanda,
sınıflı toplumlara geçişin de bir habercisi oldu.
