Kapitalist
toplumlarda sürekli olarak, ekonominin büyüdüğünden söz edilir. Bu büyümenin,
işsizliği ve yoksulluğu azaltacağı ileri sürülür. Oysa ekonomik büyümeyle,
işsizlik ve yoksulluğun azalması arasında doğrusal bir ilişki yoktur. Ekonomi
büyürken işsizlik artabilir, yoksulluk ve sefalet genişleyebilir. Çünkü
ekonomik büyüme, aynı zamanda sermayenin büyümesidir. Sermaye birikimi süreci
ise, işsizliği azaltmak yerine çoğu zaman büyütür. Yoksulluğu da
derinleştirerek, genişletir. Üstelik bu durum, kapitalist üretim biçiminin
istisnası değil, kuralıdır.
Kapitalist
sistemde, teknolojik gelişmeyle birlikte; üretim sürecinde, gelişmiş üretim
araçlarının kullanılması, emek üretkenliğini artırır. Üretkenliğinin artmasıyla
birlikte, işçi daha yoğun çalışır ve aynı zaman diliminde daha fazla üretir.
Böylece kapitalist, daha fazla artı değere el koyma olanağı elde eder. Sermaye,
artı değer aracılığıyla kendisini büyütürken, kapitalist için de giderek artan
bir zenginlik yaratır.
