İnsana özgü olan emek süreci, insanın toplumu ve
kendisini yeniden ürettiği bir süreçtir. Emek süreci, özünde yaratıcı bir
süreçtir. İnsan bu süreçte beceri ve yeteneklerini, kendi ürettiği üründe
somutlar. Bu yolla kişiliğini nesneleştirerek; kendisini gerçekleştirir. Bu
nedenle emek harcamak, üretmek; özünde insana haz veren, onu doyuma ulaştıran
yaratıcı bir faaliyettir.
Ne var ki sınıflı toplumlarla birlikte emek süreci, yaratıcı özünden koparak; emek sömürüsünün konusu haline gelmiştir. Böylece insana haz veren emek süreci, acı veren bir süreç haline dönüşmüştür. Kapitalist üretim biçimi ise bu dönüşümü daha da derinleştirerek genişletmiştir. İnsanın üretebilme potansiyeli olan emek gücünü metalaştırarak; insanı kendi emeğine yabancılaştırmış, emek sürecini insana acı veren bir zulüm süreci haline dönüştürmüştür.
