Emekçiler üretemiyorlarsa,
gereksinimlerini nasıl karşılayacaklardı?
Emekçiler üretemiyorlarsa,
gereksinimlerini nasıl karşılayacaklardı?
Görünen ve gerçeklik bir ve aynı şey değildir. Görünen, sadece gerçekliğin yaklaşık bir yansımasıdır. Çoğu durumda gerçekliği örterek, anlaşılmasını güçleştirir; gerçekliği tersyüz ederek yanılgılar üretir. Ne var ki görünen, gerçeğe ulaşmada girilmesi gereken bir yoldur. Bu yol, gerçekliğe uzanan meşakkatli bir yoldur. Bu
yol yürünmediğinde, bırakalım gerçekliğe ulaşmayı, gerçekliğin örtülmüş,
tersyüz edilmiş hali içerisinde; görüneni yeniden üretirken buluruz kendimizi.
Emek sermaye ilişkisinde,
“emeğin fiyatı, “emeğin değeri” gibi kavramlar; görünenin ifadesi olan kavramlardır.
Bu kavramlarla düşünmenin sonucu, emeği bir meta olarak kavrayıştır. Bu kavrayış, günlük
dilde, mücadelede alanlarında sıkça kullanılan yanlış söylemlere yol açarlar.
“ucuz emek”
"ucuz emek sömürüsü"
“ucuz emek cehennemi”
“Emek en yüce değerdir.”
“Emeğimizin karşılığını istiyoruz, alacağız.”