küçük üretici etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
küçük üretici etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Aralık 2017 Salı

Mülkiyetin Biçimleri ve Kapitalist Özel Mülkiyetin Sonu

Özel mülkiyetin savunucuları, kapitalist sistemden beslenenlerdir. Bu nedenle onlar, özel mülkiyetin ezeli ve ebedi olduğunu ilan ederler. İnsanlığın ilk anından beri özel mülkiyetin varlığından söz ederek; özel mülkiyeti, insanın doğasına atfederler. Amaçları açıktır ki, özel mülkiyeti kutsayarak, sömürüyü olağanlaştırmak, aklamak ve sömürü düzeninin değişmezliğini ortaya koymaktır. Oysa tarihsel akış başka bir şey söyler. Özel mülkiyet ne ezeli ne de ebedidir.

İnsanlığın erken dönemlerinde, üretim araçlarının gelişmemiş oluşu ve emek üretkenliğinin düşüklüğü, toplumsal mülkiyeti zorunlu kılıyordu. İnsanlığın geleceği ise daha ileri düzeyde bir toplumsal mülkiyete işaret ediyor. Çünkü üretim araçlarının alabildiğine gelişmesi ve emek üretkenliğinin devasa artışı, daha ileri düzeyde bir toplumsal mülkiyetin maddi zeminini yaratmaktadır.

20 Nisan 2014 Pazar

Genel Kâr Oranının Rekabet Yoluyla Eşitlenmesi, Piyasa Fiyatları ve Piyasa Değerleri, Artı Kâr

Bazı üretim alanlarında kullanılan sermaye ortalama bileşime sahiptir. Yani bunların bileşimi, toplam toplumsal sermayenin ortalamasıyla neredeyse aynıdır. Bu durumda toplumsal ortalamayla aynı bileşime sahip üretim alanlarındaki üretim fiyatı, metanın değerinin para ifadesiyle aynıdır ya da neredeyse aynıdır. Rekabet, toplumsal sermayeyi çeşitli üretim alanlarına taksim ederek, her alandaki üretim fiyatlarını, ortalama bileşimli alandaki üretim fiyatına göre şekillendirir. Özcesi, tüm toplumsal sermayenin ortalaması, toplumsal ortalamayı verir. Sermaye bileşimi, toplumsal ortalama ile aynı olan üretim kollarında, üretim fiyatları değerlerle aynı olur. Marx’ın deyimiyle, “ortalama ya da ortalamaya yakın bileşimli sermayelerde üretim-fiyatı, demek ki, değerle aynı ya da neredeyse aynı ve kâr da, bu sermayelerce üretilen artı-değerle aynıdır. Bileşimleri ne olursa olsun, diğer bütün sermayeler, rekabetin baskısı altında bu ortalamaya doğru gelme eğilimindedir.”K-3-157   

14 Ocak 2014 Salı

Kapitalist Birikimin Tarihsel Eğilimi

Marx, sermayenin ilkel birikiminin nasıl oluştuğunu sorarak başlıyor. İlkel birikim eğer, köle ve serfler, direkt olarak ücretli işçiye dönüşmemişlerse, doğrudan üreticilerin(küçük köylü, zanaatçı) mülksüzleşmesi yoluyla gerçekleşmiştir. Bu, sahibinin emeğine dayalı özel mülkiyetin yok oluşu demektir.

Marx özel mülkiyete değiniyor. Özel mülkiyet, toplumsal kolektif mülkiyetin antitezidir. Ancak, emek araçlarıyla, emeğin koşullarının, özel kişiye ait olduğu yerlerde var olabilir. Bu kişilerin, emekçi olup olmamalarına göre, özel mülkiyetin niteliği farklı olur. Demek ki Marx, özel mülkiyete, sahibinin emekçi olup olmaması açısından yaklaşıyor. Diğer bir deyişle sömürü ilişkisi açısından yaklaşıyor. Zira özel mülkiyet sahibi, emekçi değilse, onun mülkiyeti başkasını sömürü aracıdır ancak. Oysa emekçi için, üretim aracı ve emeğin koşulları başkasının emeğinin sömürüsü için kullanılmaz. Eğer bu durmda da, bir sömürüden söz edilecekse, o ancak, kendi emeğini sömürebilir. 

6 Ocak 2014 Pazartesi

Tarımsal Nüfusun Topraksızlaştırılması

İngiltere’de serflik 14. Yüzyılda tamamen kalkmıştır. 15. Yüzyıl, büyük ölçüde, kendi toprağını işleyen özgür köylülerden oluşuyordu. Bu koşullar, halkın rahat yaşamasını sağlayan koşullardır. Ne var ki, bu durum, kapitalist nitelikte servet olanağını dışlamıştır. Dolayısıyla, küçük üreticiler, gelişmenin önünde ayak bağı durumuna gelmiştir ve öyleyse mülksüzleştirilmeleri elzemdir. Marx bu bölümde, bu mülksüzleştirilmeyi ve mülksüzleştirmenin zora dayalı karakterini belirtmektedir.