Kapitalizm öncesi,
kölelik ve serflik ilişkilerinin olduğu üretim biçimlerinde; köleler ve köylüler
(serfler), üretim sürecine doğrudan baskı ve zor altında katılırdı. Bu
toplumlarda, üretim ilişkisini belirleyen temel unsur, üreticinin köleliği ve kişisel
bağımlılığıydı. Kapitalist üretim biçimine geçişle birlikte üreticiler, kölelik
ve kişisel bağımlılık ilişkisinden kurtulmuş; hukuken emek güçlerinin sahibi
olan “özgür” bireyler haline gelmiştir. Ne var ki bu özgürlük, geçim
araçlarından yoksun olarak, emek gücünü satma zorunluluğuyla birlikte ortaya
çıkmıştır.
20 Ağustos 2019 Salı
Kapitalist Sistemde İşçinin Özgürlüğü, Nereye kadar?
7 Ekim 2017 Cumartesi
Emek Gücü Metasının Değeri
Konuya giriş olarak, metadan
söz etmek yararlı olacaktır. Meta, yararlılığı olan ve değişim amacıyla
üretilen bir emek ürünüdür. Kendisinde taşıdığı özellikleriyle, insan
ihtiyacını gideren yararlı bir nesnedir. Bu yönüyle meta, bir ihtiyacı
karşılama özelliği olan kullanım değerine sahiptir. Her yararlı nesne, kullanım
değeri bakımından bir matadır.
Diğer yandan metalar,
birbirleriyle belirli oranlarda değiştirilebilirler. Bu yönüyle de meta, aynı
zamanda değişim değeri özelliğine sahiptir. Yani meta, hem kullanım hem de değişim
değerine sahiptir. Metaların birbirleriyle değiştirilebilir olmalarını sağlayan
unsur, hepsinin de emek ürünü olmalarıdır. Her biri, belirli miktarda emek
içerirler ve bu ortak emek, onları birbirleriyle değiştirilebilir kılar.
Üreticiler metaları, değişim sürecinde birbirleriyle eşitlediklerinde; aslında
metalarda maddeleşmiş olan emeği eşitlerler.

