Kapitalizm öncesi,
kölelik ve serflik ilişkilerinin olduğu üretim biçimlerinde; köleler ve köylüler
(serfler), üretim sürecine doğrudan baskı ve zor altında katılırdı. Bu
toplumlarda, üretim ilişkisini belirleyen temel unsur, üreticinin köleliği ve kişisel
bağımlılığıydı. Kapitalist üretim biçimine geçişle birlikte üreticiler, kölelik
ve kişisel bağımlılık ilişkisinden kurtulmuş; hukuken emek güçlerinin sahibi
olan “özgür” bireyler haline gelmiştir. Ne var ki bu özgürlük, geçim
araçlarından yoksun olarak, emek gücünü satma zorunluluğuyla birlikte ortaya
çıkmıştır.
20 Ağustos 2019 Salı
Kapitalist Sistemde İşçinin Özgürlüğü, Nereye kadar?
22 Ekim 2017 Pazar
Sınıf Kavgasında Yansımasını Bulan; Ücret Kâr Karşıtlığı
Ücretlilik sistemi üzerine kurulu olan kapitalist toplumda,
işçinin ücretiyle kapitalistin kârı birbirine karşıttır. Yalnızca karşıt değil,
aynı zamanda birbirlerine sıkı sıkıya bağımlıdır da. Ücret olmadan kâr, kâr
olmadan da ücret var olmaz.
Üretim sürecinde görülen bu ücret ile kâr karşıtlığı, sınıfsal
alanda, kapitalist sınıf ile işçi sınıfı arasındaki uzlaşmaz karşıtlık olarak
somutlaşır. Sınıfsal alanda, bu karşıtlığın temel kaynağı, ücretle kâr arasındaki
karşıtlıktır. Ücretlerin yeniden belirlendiği toplu iş sözleşmesi görüşmeleri
sırasında bu karşıtlık açık şekilde görünür hale gelir. Kapitalist sınıfın
çıkarları ile işçi sınıfının çıkarları arasındaki karşıtlık iyice
belirginleşir. Taraflar karşılıklı olarak güçlerini sınayarak, süreci kendi
lehine çevirmeye çalışır. Böylece sınıf mücadelesi, somut ve en görünür haliyle
açığa çıkar.
14 Ekim 2017 Cumartesi
Kapitalist Toplumda Ücretin Özü
İşçi, her hangi bir işletmede, belirli aralıklarla (gün,
hafta, ay) çalışarak belirli miktarda aldığı para ücretidir. Bu ücret, belirli
bir işin yapılmasının ya da belirli bir süre çalışmanın karşılığı olarak
görünür.
Varsayalım ki işgünü 8 saattir ve bu çalışma süresinin
karşılığı 100 liradır. Bu durumda işçi, 8 saat çalışır ve çalışmasının sonunda
100 lirayı ücret olarak alır. Bu ilişkide ücret, işçinin 8 saatlik çalışmasının
yani emeğinin karşılığı olarak görünür. Dahası, işçi 8 saatlik çalışmasının
karşılığını eksiksiz olarak almış gibi bir görüngü ortaya çıkar. Öte yandan emek,
adeta bir meta gibi görünür; ücret de, bu metanın karşılığıymış izlenimi
yaratır. Görünürde olan bu ilişkide, artı emeğin bir biçimi olan artı değer,
yani işçinin ödenmeyen emeği görünmez. Böylece ödenen emek ile ödenmeyen emek arasındaki
ayrım ortadan kalkar. Öyle ki, ödenmeyen emek de ödenmiş gibi görünür.
7 Ekim 2017 Cumartesi
Emek Gücü Metasının Değeri
Konuya giriş olarak, metadan
söz etmek yararlı olacaktır. Meta, yararlılığı olan ve değişim amacıyla
üretilen bir emek ürünüdür. Kendisinde taşıdığı özellikleriyle, insan
ihtiyacını gideren yararlı bir nesnedir. Bu yönüyle meta, bir ihtiyacı
karşılama özelliği olan kullanım değerine sahiptir. Her yararlı nesne, kullanım
değeri bakımından bir matadır.
Diğer yandan metalar,
birbirleriyle belirli oranlarda değiştirilebilirler. Bu yönüyle de meta, aynı
zamanda değişim değeri özelliğine sahiptir. Yani meta, hem kullanım hem de değişim
değerine sahiptir. Metaların birbirleriyle değiştirilebilir olmalarını sağlayan
unsur, hepsinin de emek ürünü olmalarıdır. Her biri, belirli miktarda emek
içerirler ve bu ortak emek, onları birbirleriyle değiştirilebilir kılar.
Üreticiler metaları, değişim sürecinde birbirleriyle eşitlediklerinde; aslında
metalarda maddeleşmiş olan emeği eşitlerler.



