17 Temmuz 2026 Cuma
MESEM'ler: Sorun Uygulamada Değil, Sistemin Kendisinde
14 Mayıs 2026 Perşembe
Kapitalizmde Eğitim ve İş İlişkisi: MESEM Örneği
Bu topluluklarda çocuk, topluluğun yeniden üretimine doğrudan
katılarak öğreniyordu. Avcılık, toplayıcılık ve topluluğun gelişmesine koşut
basit tarım işlerinde; yaşlarına ve gelişimlerine uygun görevler üstleniyorlardı.
Bilgi ve beceri doğrudan deneyimle kazanılırdı; çünkü topluluk yaşamının
kendisi eğitimin bir parçasıydı. Bu anlamıyla, iş ve eğitim iç içeydi ve
aralarında doğal bir birlik vardı. Çocuklar, bu doğallık içerisinde taklit,
gözlem ve bizzat katılım yoluyla öğreniyordu. Bu erken tarihsel dönemde, çocuğun
işe katılımı; sadece ekonomik bir faaliyet değil, topluluk yaşamına katılmanın
ve öğrenmenin temel yollarından biriydi.
3 Mayıs 2026 Pazar
“Köle Tüccarı” Metaforundan Günümüze Çocuk Emeği Sömürüsünün Sürekliliği
Bu ifade, makinelerin üretime girmesiyle birlikte; kadınların ve
çocukların kitleler halinde üretim sürecine çekildiği tarihsel döneme işaret
ediyor. Söz konusu bu dönem, makinelerin kapitalist kullanımının üretim
süreçlerinde yaygınlaşmasıyla şekillenmiştir.
Üretimin makineleşmesi, yetişkin erkek işçinin bedensel gücüne olan ihtiyacı azaltmış; üretimi görece daha kolay kılmıştır. Böylece, daha az bedensel güç gerektiren işlerde kadın ve çocuk işçiliğine alan açılmıştır. Kadınlar ve çocuklar, kitlesel olarak açılan bu alanı doldurmuştur. Bu durum, üretim sürecindeki emek gücünün bileşimini, önemli ölçüde dönüştürmüştür.
2 Ocak 2026 Cuma
Çocuk İşçiliği, Kapitalistin Maliyetinden Tasarruf
Çocuk işçiliği, kapitalistin üretim maliyetinden tasarruftur. Maliyetten tasarruf kapitaliste, artı değerin bir biçimi olan kâra giden yolda rekabet gücü kazandırır. Bu durum, kapitalist üretim biçiminde; çocuk işçiliğine alan açıyor. Sermaye için çocuk emeğini vazgeçilmez kılıyor.
Kapitalist üretim biçimi, maliyeti düşürme
olanağını; üretimin makineleşmesinde bulur. Makineleşme, bir yandan emek
üretkenliğini artırarak maliyeti düşürürken; diğer yandan da, işçilerin üretim
sürecindeki bileşimini değiştirerek; emek gücü üzerinden maliyeti düşürme
olanağı yaratır. Emek gücü üzerinden maliyeti düşürme olanağı, üretim sürecine
koşulan emeğin niteliğinde ve genişliğinde değişim yaratılmasıyla ortaya çıkar.
7 Temmuz 2025 Pazartesi
Sermayenin Güzü, Çocuk Emeğinde!
Çocuk
emeği üzerinden bu acımasız sömürüye; bir düzen verme ve belirli kurallara
bağlama çabaları sürgit devam etmiştir. Bu yönde fabrika yasaları çıkarılmış,
çalışma yaşının ve yaşa göre çalışma zamanlarının düzenlenmesi çabasına
girilmiş; çocuk işçiliğinin yasaklanması mücadeleleri verilmiştir.
4 Haziran 2025 Çarşamba
Çocuk İşçiliğine Devletin Katkısı
Sınıflı toplum olan kapitalist
toplumda eğitim, kapitalist sınıfın işçi sınıfı üzerinde egemenliğini
sürdürebilmesinin ve kapitalist sistemin yeniden üretilmesinin bir aracı olarak
ortaya çıkmaktadır. Kapitalist sınıfın egemenliğini tesis etmede ve sistemi
yeniden üretmede eğitimin rolü iki yönlüdür. Bunlardan ilki, egemen ideoloji
olan kapitalist sınıfın ideolojisini, eğitim aracılığıyla çocuklara ve genç
kuşaklara enjekte etmektir. Bir diğeri ise eğitim aracılığıyla sermayenin
ihtiyacı olan eğitilmiş nitelikli emek gücünü üretmek ve sermayenin hizmetine
sunmaktır. Bu iki yönün birlikte ürettiği sonuç, kapitalist sistemin
değişmezliğine inanan, sistemi kabullenmiş, çalışkan, sadık ve sermayenin
ihtiyacı olan nitelikli emeğe sahip olan bireylerdir.
Kapitalist sınıf,
eğitime devlet aracılığıyla müdahale eder. Devlet iradesiyle ve devletin ortaya
koyduğu eğitim politikalarıyla eğitim sürecinin kontrolü, denetimi ve eğitim
süreçlerinin yönlendirmesi yapılır. Bu yönlendirmede, siyasal iktidarlar işin
öznesidir.
29 Kasım 2024 Cuma
Marx’ta Eğitim ve Çocuk İşçiliği
30 Ekim 2024 Çarşamba
Bir Egemenlik Aracı Olarak, Eğitim
Eğitim insan
toplumuyla birlikte ortaya çıkmıştır. İlk toplumlarda eğitim, bağımsız
toplumsal bir faaliyet değildi, topluluğun kendisini yeniden ürettiği iş ile
birlikte gerçekleşiyordu. Toplumun küçük bireyleri, topluluğun yaşamına
katılıyor, hayatta kalabilme becerisini edindikleri gibi topluluğun yeniden
üretimine katılarak, doğal bir eğitimden geçiyorlardı. Daha sonraları insanlık
tarihi, eğitimi bağımsız, toplumsal faaliyet olarak ortaya çıkardı. Zamanla
onu, eğitenleri ve eğitilenleriyle birlikte bağımsızlaştırarak; örgütlenmiş ve
planlanmış olarak okulların dört duvarı arasına sıkıştırdı. Kuşkusuz eğitim,
okulların dört duvarını aşan aile içi, arkadaşlık vb. geniş bir yelpazeyi
kapsar. Ne var ki biz burada örgütlenmiş, belirli bir yaştan başlayarak çocuğa,
sistemli bir şekilde; belirli bir müfredat çerçevesinde; planlı ve bilinçli
olarak okullar aracılığıyla verilen eğitimle ilgiliyiz.
3 Ekim 2024 Perşembe
Kapitalizmin Vazgeçilmezi, Çocuk İşçiliği
Çocukların çalışması,
üretime katılması bütün toplum biçimlerinde görülür. İlk toplumlarda çocuk
emeği, topluluğun bir parçası olarak üretime katılıyordu. Çocuk emeği,
topluluğun kendisini yeniden üretmesinin doğal bir eklentisiydi. Topluluğun
ailelere ayrılmasıyla birlikte, aile emeğinin bir eklentisi haline dönüştüler.
Yaşa ve cinsiyete dayalı işbölümünün gereği olarak; evde, bahçede, tarlada,
merada, hayvan bakımında; aile emeğinin bir parçası olarak aile üretimine
katıldılar. Sınıflı toplumlarla birlikte yine çocuklar, üretim alanlarında
bulundular. Kırsal alanda, köylü üretiminin bir parçasıyken, kentlerde, çırak
olarak bir ustanın yanında çalıştılar. Emekleriyle toplumsal üretime katılarak,
toplumsal üretimin bir parçası oldular. Bu toplum biçimleri, çocuk emeğinin
sistemli bir şekilde sömürülmesi kavramına yabancı olduğu gibi; bütün bu
çalışmalar da çocuğu, işçi olarak damgalamaya yeter bir durum değildi.
Sermaye emek
ilişkisinin de ifadesi olan kapitalist toplumla birlikte, yetişkinler işçi
olarak satabilecekleri emek güçleriyle fabrikaların yolunu tutmuşken; çocuklar
da yığınlar halinde, sömürü mekânlarına çekildiler. Kapitalist sistem, bilimi
sermayenin hizmetine verdikçe, makineleşmeyle birlikte teknolojiyi geliştirerek
işi kolay kıldıkça, adale gücüne ve hünerli emeğe olan ihtiyacı azalttıkça;
çocuklar, maden ocaklarında, dokumacılıkta, tuğla -kibrit atölyelerinde ve toplumun
çeşitli sektörlerinde çalışma yaşamına çekildiler. Artık onlar da, yetişkinler
gibi işçi kimliğiyle damgalanıp, işçi kimliğiyle üretime katılıyorlardı.
Çocuklar, emek güçlerini (aile bireyi yetişkin işçiler aracılığıyla)
satıyorlardı. Marx kapitalde çocuklarını sömürü çarkına veren aile bireyi
yetişkin işçi için “artık o bir köle tüccarı olmuştur” [1] diyordu.
5 Kasım 2019 Salı
Kapitalist Toplumda Çocuk Emeği
Çocukların çalışması, sadece kapitalizme özgü bir durum değildir.
Kapitalizm öncesi üretim biçimlerinde de çocuk emeği, aile emeğinin ve
toplumsal üretimin doğal bir parçasıydı. Evde, bahçede, tarlada, merada ya da
bir usta yanında çırak olarak çalışan çocuklar, üretime doğrudan katılıyordu.
Ancak kapitalist üretim ilişkisiyle birlikte, çocuk emeğinin niteliği değişti. Çocuk emeği sermayeyle ilişkilenerek ücretli emek biçimini aldı. Böylece çocuklar, yığınlar halinde üretim sürecine, yani sömürü alanlarına çekildi. Bu süreçte uzun çalışma saatleri, düşük ücretler ve ağır çalışma koşulları altında yoğun sömürüye maruz kaldılar. Böylece çocuk emeği, sermayenin değerlenmesinin ve kapitalizmin gelişmesinin vazgeçilmez bir aracı haline geldi. Öyle ki, kapitalizmin tarihi bir anlamda, çocuk emeğinin acımasızca sömürüsünün de tarihidir. Bugün halen, milyonlarca çocuk, sermayenin üretimi ve yeniden üretimi sürecinde sömürülmektedir.









