17 Temmuz 2026 Cuma
MESEM'ler: Sorun Uygulamada Değil, Sistemin Kendisinde
14 Mayıs 2026 Perşembe
Kapitalizmde Eğitim ve İş İlişkisi: MESEM Örneği
Bu topluluklarda çocuk, topluluğun yeniden üretimine doğrudan
katılarak öğreniyordu. Avcılık, toplayıcılık ve topluluğun gelişmesine koşut
basit tarım işlerinde; yaşlarına ve gelişimlerine uygun görevler üstleniyorlardı.
Bilgi ve beceri doğrudan deneyimle kazanılırdı; çünkü topluluk yaşamının
kendisi eğitimin bir parçasıydı. Bu anlamıyla, iş ve eğitim iç içeydi ve
aralarında doğal bir birlik vardı. Çocuklar, bu doğallık içerisinde taklit,
gözlem ve bizzat katılım yoluyla öğreniyordu. Bu erken tarihsel dönemde, çocuğun
işe katılımı; sadece ekonomik bir faaliyet değil, topluluk yaşamına katılmanın
ve öğrenmenin temel yollarından biriydi.
4 Haziran 2025 Çarşamba
Çocuk İşçiliğine Devletin Katkısı
Sınıflı toplum olan kapitalist
toplumda eğitim, kapitalist sınıfın işçi sınıfı üzerinde egemenliğini
sürdürebilmesinin ve kapitalist sistemin yeniden üretilmesinin bir aracı olarak
ortaya çıkmaktadır. Kapitalist sınıfın egemenliğini tesis etmede ve sistemi
yeniden üretmede eğitimin rolü iki yönlüdür. Bunlardan ilki, egemen ideoloji
olan kapitalist sınıfın ideolojisini, eğitim aracılığıyla çocuklara ve genç
kuşaklara enjekte etmektir. Bir diğeri ise eğitim aracılığıyla sermayenin
ihtiyacı olan eğitilmiş nitelikli emek gücünü üretmek ve sermayenin hizmetine
sunmaktır. Bu iki yönün birlikte ürettiği sonuç, kapitalist sistemin
değişmezliğine inanan, sistemi kabullenmiş, çalışkan, sadık ve sermayenin
ihtiyacı olan nitelikli emeğe sahip olan bireylerdir.
Kapitalist sınıf,
eğitime devlet aracılığıyla müdahale eder. Devlet iradesiyle ve devletin ortaya
koyduğu eğitim politikalarıyla eğitim sürecinin kontrolü, denetimi ve eğitim
süreçlerinin yönlendirmesi yapılır. Bu yönlendirmede, siyasal iktidarlar işin
öznesidir.
29 Kasım 2024 Cuma
Marx’ta Eğitim ve Çocuk İşçiliği
30 Ekim 2024 Çarşamba
Bir Egemenlik Aracı Olarak, Eğitim
Eğitim insan
toplumuyla birlikte ortaya çıkmıştır. İlk toplumlarda eğitim, bağımsız
toplumsal bir faaliyet değildi, topluluğun kendisini yeniden ürettiği iş ile
birlikte gerçekleşiyordu. Toplumun küçük bireyleri, topluluğun yaşamına
katılıyor, hayatta kalabilme becerisini edindikleri gibi topluluğun yeniden
üretimine katılarak, doğal bir eğitimden geçiyorlardı. Daha sonraları insanlık
tarihi, eğitimi bağımsız, toplumsal faaliyet olarak ortaya çıkardı. Zamanla
onu, eğitenleri ve eğitilenleriyle birlikte bağımsızlaştırarak; örgütlenmiş ve
planlanmış olarak okulların dört duvarı arasına sıkıştırdı. Kuşkusuz eğitim,
okulların dört duvarını aşan aile içi, arkadaşlık vb. geniş bir yelpazeyi
kapsar. Ne var ki biz burada örgütlenmiş, belirli bir yaştan başlayarak çocuğa,
sistemli bir şekilde; belirli bir müfredat çerçevesinde; planlı ve bilinçli
olarak okullar aracılığıyla verilen eğitimle ilgiliyiz.




