Ekonomi alanında sıkça kullanılan söylemlerden biri “emeğin
milli gelirden aldığı pay azalıyor” söylemidir. Bu ifade, işçilerin ücret
biçimindeki gelirlerinin gerilemesini ve sermaye kesiminin toplam gelirden
aldığı payın artmasını anlatmak için kullanılır. İşçinin yaşam koşullarının
kötüleşmesi, adaletsiz bir bölüşüm ilişkisine bağlanır. Ne var ki bu yaklaşım,
işçinin yaşam koşullarının kötüleşmesinin kaynağını, yalnızca gelir dağılımındaki
paylaşım ilişkisinde gören bir yaklaşımdır. Oysa kapitalist toplumda işçi ile
kapitalist arasında; yaratılmış değer üzerinden basit bir paylaşım ilişkisi söz
konusu değildir.
“Emeğin payı”, ilk bakışta uygun ve açıklayıcı bir söylem
gibi görünür. Sanki toplumda, gönüllülük temelinde birlikte üretilen bir toplam
değer vardır. Bu değer, işçilerle kapitalistler ve toplumun diğer kesimleri
arasında bölüşülmektedir. Bu bölüşüm ilişkisi içerisinde de, işçinin aldığı pay
giderek azalırken, kapitalistin aldığı pay ise giderek artmaktadır. Bu minvalde
bölüşüm ilişkileri üzerinden kurulan yaklaşım; işçinin yaşam koşullarının
kötüleşmesi sorununun özünü gölgede bırakmaktadır. Oysa sorunun özü, yaratılan
değerin nasıl bölüşüldüğünden ziyade, bu değerin hangi toplumsal ilişkiler çerçevesinde
üretildiğidir.
