Kapitalist toplumlarda sürekli
olarak, ekonominin büyüdüğünden söz edilir. Bu büyümenin, işsizliği ve yoksulluğu
azaltacağı ileri sürülür. Oysa ekonomik büyümeyle, işsizlik ve yoksulluğun
azalması arasında doğrusal bir ilişki yoktur. Ekonomi büyürken işsizlik
artabilir, yoksulluk ve sefalet genişleyebilir. Çünkü ekonomik büyüme, aynı zamanda
sermayenin büyümesidir. Sermaye birikimi süreci ise, işsizliği azaltmak yerine
çoğu zaman büyütür. Yoksulluğu da derinleştirerek, genişletir. Üstelik bu
durum, kapitalist üretim biçiminin istisnası değil, kuralıdır.
21 Aralık 2017 Perşembe
Büyüyen Sermaye Genişleyen Yoksulluk
22 Kasım 2017 Çarşamba
Sermaye Birikiminin Zorunlu Unsuru: İşsizlik
Kapitalist toplumda, emek gücünü
satışa çıkaran her işçi; bu emek gücünü her zaman satamayabilir. Başka bir
deyişle, işçi her zaman iş bulamayabilir. Çünkü kapitalist üretim biçimi,
işçiye emek gücünün satışı için bir güvence vermez, veremez. Emek gücüne
duyulan ihtiyaç, sermaye birikiminin zorunluluklarına göre belirlenir. Sermaye
birikimiyse, bir yandan işçilerin bir kısmını üretim sürecine çekerken, diğer
yandan da işçilerin bir kısmını üretim sürecinin dışına iter.
Bu süreç, toplam çalışan işçilerin sayısını artırırken, aynı zamanda işsiz kalanların sayısını da büyütür. Böylece işsizler dediğimiz “yedek sanayi ordusu”nun saflarını genişletir. Yedek sanayi ordusu, ya hiçbir işi olmayan ya da düzensiz ve ancak kısa süreli işlerde çalışabilen işsizlerden oluşur. İşsizlik kapitalist toplumda, üç temel biçimde ortaya çıkar. Bunlar, nüfus fazlasının akıcı biçimi, nüfus fazlasının gizli biçimi ve nüfus fazlasının durgun biçimidir.
4 Kasım 2017 Cumartesi
İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Sorunu
Kapitalist
sistemde; emekle sermaye arasındaki ilişki, sermayenin sömürüsüne dayalı bir
ilişkidir. Bu ilişki, kapitalist sınıfa zenginlik ve rahat bir hayat sunarken,
işçi sınıfına işsizlik, yoksulluk ve sefalet dayatır. “Dayatır” diyoruz, çünkü
kapitalist sömürü ilişkisi sermayenin, emek üzerindeki egemenliğine dayanır.
22 Ekim 2017 Pazar
Sınıf Kavgasında Yansımasını Bulan; Ücret Kâr Karşıtlığı
Ücretlilik sistemi üzerine kurulu olan kapitalist toplumda,
işçinin ücretiyle kapitalistin kârı birbirine karşıttır. Yalnızca karşıt değil,
aynı zamanda birbirlerine sıkı sıkıya bağımlıdır da. Ücret olmadan kâr, kâr
olmadan da ücret var olmaz.
Üretim sürecinde görülen bu ücret ile kâr karşıtlığı, sınıfsal
alanda, kapitalist sınıf ile işçi sınıfı arasındaki uzlaşmaz karşıtlık olarak
somutlaşır. Sınıfsal alanda, bu karşıtlığın temel kaynağı, ücretle kâr arasındaki
karşıtlıktır. Ücretlerin yeniden belirlendiği toplu iş sözleşmesi görüşmeleri
sırasında bu karşıtlık açık şekilde görünür hale gelir. Kapitalist sınıfın
çıkarları ile işçi sınıfının çıkarları arasındaki karşıtlık iyice
belirginleşir. Taraflar karşılıklı olarak güçlerini sınayarak, süreci kendi
lehine çevirmeye çalışır. Böylece sınıf mücadelesi, somut ve en görünür haliyle
açığa çıkar.
10 Haziran 2014 Salı
Faiz ve Girişim Kârı
8 Mayıs 2014 Perşembe
Yasanın İç Çelişkilerinin Serimi
23 Mart 2014 Pazar
Kâr Oranı
17 Ocak 2014 Cuma
Modern Sömürgecilik Teorisi
28 Aralık 2013 Cumartesi
Artı Değerin Sermayeye Dönüşmesi
27 Kasım 2013 Çarşamba
Artı Değerin Oranı ve Kitlesi
Biraz daha açalım.


.jpg)
