30 Ekim 2024 Çarşamba
Bir Egemenlik Aracı Olarak, Eğitim
3 Ekim 2024 Perşembe
Kapitalizmin Vazgeçilmezi, Çocuk İşçiliği
17 Eylül 2024 Salı
Meslek Hastalıkları ve İş Kazalarıyla Gelen İşçi Ölümleri: “Sosyal Cinayet”
Meslek hastalıkları ve iş kazaları yoluyla; işçi sınıfının bireyleri günübirlik kazalarla yaşamlarını kaybediyorlar. Dünya için İLO verileri, Türkiye için İSİG verileri, meslek hastalıkları ve iş kazalarının boyutunu gözler önüne seriyor.
İLO verilerine göre her yıl dünyada, 300 milyonun üzerinde iş kazası meydana geliyor ve her yıl 2 milyonun üzerinde işçi, iş kazaları ve meslek hastalıklarıyla yaşamını kaybediyor. Başka bir deyişle dünyada, her 15 saniyede bir işçi, iş kazaları ve meslek hastalıklarından yaşamını kaybediyor. İSİG verilerine göre Türkiye’de 2023 yılında en az 1923 işçi, iş kazalarında yaşamını kaybetti. 2024 ün ilk altı ayında ise en az 878 işçi iş kazalarında yaşamını kaybetti. Bu veriler ışığında söyleyebiliriz ki, çalışma koşulları adeta işçi öğütüyor. Üstelik bunlar, teknolojinin alabildiğine gelişmiş olduğu, çalışma hayatını kolaylaştıracak araçların rahatlıkla üretilebildiği bir tarihsel dönemde gerçekleşiyor.
29 Ağustos 2024 Perşembe
Kapitalist Üretim İlişkisinin Görüneni: Emeğin Değeri Yanılsaması
“Burjuva toplumun
görünüşünde, işçinin ücreti, emeğinin fiyatı olarak, belli miktarda emek için
ödenen belli miktarda para olarak görünür.” (1)
Görünen, gerçeğe ulaşmada
yalnızca bir veridir. Görünenden gerçekliğe uzanan meşakkatli bir yol vardır.
Bu yol izlenmediğinde, gerçekliğe ulaşmak bir yana, onun örtülmüş ve tersyüz
edilmiş biçimi içerisinde düşünmeye başlarız.
Emek sermaye ilişkisinde,
“emeğin fiyatı”, “emeğin değeri” gibi kavramlar; bu görünüşün ifadeleridir. Bu kavramlarla
düşünmek, emeği doğrudan meta olarak kavramaya yol açar. Hem gündelik dilde,
hem de mücadele pratiklerinde yaygınlaşan yanılsamalı söylemlerin zeminini
oluşturur.
“Ucuz emek”, "ucuz emek cehennemi”, "Emek en
yüce değerdir", "Emeğimizin karşılığını istiyoruz, alacağız.” Gibi ifadeler, üretim
ilişkilerinin kendisinden doğan ve bu ilişkilerin, görünüşünü yansıtan
söylemlerdir. Bu söylemler, emek mücadelesindeki sendikalardan, emeğe sözü olan siyasete kadar geniş bir alanda yeniden üretiliyor. Bilincinde
olunsun ya da olunmasın, görünüşü ifade eden bu söylemler kullanıldıkça, gerçeği
gizleyen bir örtü olarak yeniden üretilir.
6 Nisan 2024 Cumartesi
Ücretlerde Artış Meta Fiyatlarını Artırır mı?
İşçi için, zorunlu
ihtiyaçları karşılamanın ve yaşamını sürdürebilmenin tek kaynağı ücrettir. İşçinin
günlük, haftalık ya da aylık aldığı ücret; yalnızca kendisinin değil, ailesinin
de zorunlu ihtiyaçlarını karşılar. Başka bir deyişle ücret, işçinin ve ailesinin geçimini
sağlar.
Ücret, özünde
işçinin ve ailesinin, fiziksel ve sosyal varlığını sürdürebilmesi için; belli
bir zaman aralığında tüketmesi gereken metaların değerlerinin toplamıdır. Ne
var ki işçinin aldığı ücret, çoğu zaman bu değerden sapar. Kimi durumlarda,
geçim araçlarının değerinin altına düştüğü gibi kimi durumlarda da, değerinin
üzerine çıkar. Ücretin, değerin altına inmesi işçinin geçim sıkıntısını artırırken;
üzerine çıkması ise, yaşam düzeyini görece iyileştirir. Ücretteki bu aşağı ve
yukarı doğru hareket, işçileri sürekli olarak; ücret mücadelesi içerisinde
tutar. Çünkü ücret düzeyini belirleyen ana neden, işçilerin örgütlü ve bir
sınıf olarak verdiği ücret mücadelesidir. Bu mücadele, Toplu İş Sözleşmesi
(TİS) dönemleri ve asgari ücret belirleme süreçlerinde daha görünür olur.
5 Kasım 2019 Salı
Kapitalist Toplumda Çocuk Emeği
Çocukların çalışması, sadece kapitalizme özgü bir durum değildir.
Kapitalizm öncesi üretim biçimlerinde de çocuk emeği, aile emeğinin ve
toplumsal üretimin doğal bir parçasıydı. Evde, bahçede, tarlada, merada ya da
bir usta yanında çırak olarak çalışan çocuklar, üretime doğrudan katılıyordu.
Ancak kapitalist üretim ilişkisiyle birlikte, çocuk emeğinin niteliği değişti. Çocuk emeği sermayeyle ilişkilenerek ücretli emek biçimini aldı. Böylece çocuklar, yığınlar halinde üretim sürecine, yani sömürü alanlarına çekildi. Bu süreçte uzun çalışma saatleri, düşük ücretler ve ağır çalışma koşulları altında yoğun sömürüye maruz kaldılar. Böylece çocuk emeği, sermayenin değerlenmesinin ve kapitalizmin gelişmesinin vazgeçilmez bir aracı haline geldi. Öyle ki, kapitalizmin tarihi bir anlamda, çocuk emeğinin acımasızca sömürüsünün de tarihidir. Bugün halen, milyonlarca çocuk, sermayenin üretimi ve yeniden üretimi sürecinde sömürülmektedir.





