Sermayenin dizginsiz
sömürüsü, kapitalist üretim biçiminin zorunlu bir sonucudur. Zira kapitalist
toplumda üretim, sermayenin kendini büyütme ihtiyacı doğrultusunda, sermayeler
arası rekabet temelinde yürür. Bu rekabet, artı değeri elde etme ve artırma
rekabetidir. Bu rekabet süreci, sermaye için adeta bir varlık-yokluk sorunudur.
Rekabet sürecinde yeterli artı değeri elde edemeyen, kendini yeniden üretemeyen
sermaye; yok olma sorunuyla karşı karşıya kalır. Zira sermayenin varlığı ve
sürekliliği; artı değer için doğrudan emek sömürüsüne ve sömürüyü artırabilme
gücüne bağlıdır. Marx’ın ifadesiyle, “sermaye ölü emektir ve ancak vampir gibi
canlı emeği emmekle yaşayabilir ve ne kadar çok emek emerse, o kadar çok
yaşar.”[1]





